Neden Bağışıklık Sistemi Hastalığım Var? Nereden Çıktı Bu Şimdi?
Neden Bağışıklık Sistemi Hastalığım Var? Nereden Çıktı Bu Şimdi?
Bağışıklık sistemi hastalıkları özellikle ülkemizde çok yaygın. Birçoğunuz bunları yakından biliyorsunuzdur; çünkü, ya size ya da bir yakınınıza bunlardan birinin mesela romatizmal eklem iltihabı, huzursuz bağırsak sendromu, MS, Tip 1 Diyabet ve Tiroid, teşhisi konulmuştur büyük ihtimalle.
Tiroid bizim ailenin neredeyse tüm üyelerinde olan bir hastalık. Hepimiz bir araya geldiğimizde mutlaka kan değerlerimizden şöyle üstün körü bir bahseder, son zamanlarda semptomların nasıl seyrettiği konusunda biraz laflayıp sonra başlarız günlük sohbetlerimize. Ailede bu işin peşine düşen başka elemanlar olsa da sanırım içlerinde en kararlısı ve didikleyeni ben çıktım. Tiroid bir kenara bir de epilepsi tanılarının olması bende bu işin kaynağını bulma ve çözüm üretme, yani ateşin çıkardığı dumanı dağıtmak yerine ateşin kendisini söndürme isteğini ve motivasyonunu uyandırdı.
Bedenlerimizin nasıl işlediğini bilmek sanırım sorunların kaynağını anlamada ilk adım. Ve konu bağışıklık sistemi hastalıkları ise bakmamız gereken ilk yerler beyin, sinir sistemi ve hormon sistemi olacaktır.
Bedenlerimizin düzenleyici sistemleri arasında bu üçünü de kapsayan çok önemli bir tepki mekanizması var; ‘stres tepkisi’. Bedensel iç koşulların ve fonksiyonların gerektiği gibi olması ve istikrarı homeostaz ya da öz denge olarak adlandırılır ve bunun, zorlayıcı ve değişen çevresel koşullar içindeyken devamının sağlanması için varolan düzenleyici mekanizmalardan en önemlisidir stres tepkisi.
Bununla beraber geçici ve kısa süreli olması amaçlanmıştır; bir acil durum tepkisidir aslında. Bu fonksiyon milyonlarca yıl önce gelişmiş ve diğer hayvanlarla birlikte biz memelilerin tehdit ya da tehlike ile, mesela aç ve yırtıcı bir hayvan ile karşı karşıya kaldığımızda yaşamlarımızı sürdürebilmemizde çok önemli bir rol oynamıştır.
Stres tepkisi bedende kalp atışları, kan dolaşımı, solunum, kaslar, bağışıklık sistemi, sindirim ve üreme sisteminin fizyolojik işleyişinde birbiriyle ilişkili ve eş zamanlı çok sayıda değişimin olmasıdır. Bu sürece ayrıca değişmiş duygusal haller, artmış bir tetikte olma hali, fazlaca bir risk değerlendirme de eşlik eder. Stres tepkisi çok hızlıdır, saniyenin binde biri gibi bir sürede gerçekleşir ve organizmayı, tehdide adapte olabilmesini sağlamak üzere hazırlamak için iç fonksiyonların bütünsel ve yayılmacı bir şekilde ayarlanmasıdır. Ve böylece kaçmak ve/veya saldırmak bizim için mümkün hale gelir.
Bu tepki mekanizması çok önemli bir amaca hizmet etmek için var olmasına rağmen modern toplumsal koşullar söz konusu olduğunda çoğunlukla uygunsuz ve uyumsuz olmaktadır. Bizim karşılaştığımız tehditler evrimsel olarak atalarımızın yüz yüze oldukları tehditlerden çok farklıdır. Tek başına yaşamı tehdit eden bir saldırıyla karşılaşmayız gündelik hayatlarımızda. Daha çok, iyi tanımlanmamış, yayılmış ve kronik tehditlerle karşı karşıyayızdır ve sahip olduğumuz stres tepki mekanizmasının sunduğu saldır/kaç stratejileri bu tehditlerle başa çıkmamızda ne yazık ki işe yaramazlar.
Ve fakat, sürüngenler dahil olmak üzere memeli hayvanlarla ortak yanımız ve fizyolojik olarak istemsiz bir tepki mekanizması olan stres tepkisi biz mesela sosyal konumumuz tehlikeye girdiğinde, diğerleriyle aramızdaki ilişkilerde önemli sorunlar yaşadığımızda, elimizdeki maddi kazançları yitirdiğimizde veya hedeflerimize erişmede engellerle karşılaştığımızda yine de tetiklenir. Ve bu durumda sorun, bu uyaranların, kısaca modern zaman sıkıntılarının hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulamaması ve dolayısıyla bir acil durum modu olan ve kısa süreli olması amaçlanmış stres tepkisinin sürmesi ve homeostaz, yani özdengeye (bedenin dinlendiği, dengelendiği, büyüyüp, iyileştiği moda) geri dönüşün sağlanamamasından kaynaklanır. Adapte olabilmek amacına hizmet etmek için geliştirilmiş bu tepki işe yaramamaya ve hatta bütün üzerinde olumsuz etkilere neden olmaya başlar ve belki de mevcut yaşam koşullarına adapte olabilme becerimizin önündeki en büyük engel haline gelir.
Bu olumsuz etkilerden bir tanesi de, stres tepkisi nedeniyle böbrek üstü bezlerince fazlaca ya da çok uzun süre salgılanan stres hormonu olarak da bilinen kortizol gibi ya da enerji hormonu adrenalin gibi hormonların bağışıklık sistemi üzerinde baskılayıcı etki yapmasıdır.
Bağışıklık sistemi bedendeki diğer alt ve ana sistemlerle entegre bir ilişki içinde işler. Bedende salgılanan her hormona karşı hassas bir sistemdir ve bağışıklık sistemi organları sempatik ve parasempatik sinir ağları ile örülüdür. Bedeni enfeksiyonel ve kötücül şartlara karşı koruyabilmek için sisteme (bize) ait olan ile sisteme (bize) ait olmayanı ayırmak konusunda muazzam bir kapasiteye sahiptir ve bu kapasite kronik stres tepkisi sırasında hasar görür ve artık ayırt edemez hale gelir. Adı tiroid bezinin iyi işlememesi olur, MS olur, huzursuz bağırsak sendromu olur ve doktorunuza bu hastalığın nedenini sorduğunuzda genetik bu işler der geçerler. Bu yanlış bir bilgi olmamakla birlikte sadece bileşenlerden bir tanesidir. Genetik yatkınlığınızın olduğu bir hastalığın ortaya çıkması söz konusu olduğunda kişinin yaşamsal deneyimleri, iş ve yaşam koşulları, ilişkileri, yaşam tarzı, beslenme tarzı gibi çok sayıda bileşenin etkisinden bahsetmek gerekir.
O zaman mağara döneminden bugünlere kadar yaşamda kalmamızı sağlamış olan bu adaptasyon becerisinin ana kaynağı stres tepkisinin uzun süreli ya da çok aşırı düzeylerde olmasını engellemek için ne yapabiliriz?
Duygusal tepkilerimiz, davranışsal eğilimlerimiz ve fiziksel sağlığımız ve özellikle de bu yazının konusu bağışıklık sistemi rahatsızlıkları ile bire bir ilişkili bu mekanizmanın bütünle ilişkisinde gerektiği gibi çalışmasını sağlamak üzere bizim yapabileceğimiz şeyler var, EVET!
Nörobilimciler beyin, sinir sistemi ve hormonal sistemi ilgilendiren bu mekanizmaya bilinçli çabamızla müdahale etmenin mümkün olduğunu söylüyorlar. Bunu grup terapi çalışmalarıma katılanlar yaptığımız egzersizlerden bilirler: dikkatinizi neye odakladığınız büyük fark yaratıyor. Ventral vagal adı verilen ve evrimsel hiyerarşide en son sırada yer alan sinir ağını uyararak diyaframın üst kısmında yer alan organlar - kalp, ciğerler ve yüz kasları, ve beyin arasında iki yönlü ve doğrudan iletişim sağlayan bu sinir kolu sayesinde tüm sistemi homeostaz (denge, dinlenme) moduna geçirebiliyoruz.
Eee o zaman ne duruyoruz: sistemimizin sakin, uyumlu ve dengede işlemesine yardımcı olan ağların aktif olması ve sinir sistemimizi, zorlayıcı koşullarla karşılaştığımızda aşırı tepkilerde savrulup dağılmamıza neden olan mekanizmaları frenleyebilmesi için destekleyelim. Düşüncelerimizle ve/veya zihinsel alışkanlıklarımızla özdeşleşmek yerine, kalp atışlarınızı sıklaştıran düşüncelere dikkatiniz kaydığında ya da buna neden olan bir söz işittiğinizde dikkatinizi kalp atışlarınızı yavaşlatacak bir objeye veya düşünceye yönlendirebilirsiniz, seçenekleriniz var unutmayın!
İstatiksel olarak bağışıklık sistemi hastalıkları kadar yaygın olan diğer sağlık sorunları arasında en başta kalp krizleri, kanser ve üreme ile ilgili sorunlar geliyor. Stresli yaşamların içinde irili ufaklı sorunlarla boğuşurken eğer geçmişimizde doğum öncesi, doğum ve/veya erken gelişimsel dönem travmalar varsa sonraki yıllarda karşılaşacağımız sorunlar sırasında mevcut koşullara adapte olma becerimiz zayıflayacak yani sistemimiz homeostazdan/öz-dengeden ziyade hep bir tehdit altındaymışcasına savunma ve/veya saldırı planları içinde olacaktır ya da kapasitesini aşan noktada ki bu, herhangi türden küçük sayılabilecek bir sorun bile olabilir, herşeyi tamamen yavaşlatacak donma/kopma moduna geçecektir.
Neden ben diye soracağımız günler olmasın diye, neden şimdi harekete geçmiyoruz?
Güneşin pırıl pırıl olduğu, ağaçlarda çiçeklerin açtığı, dalların tomurcuklandığı baharın, bereketin dolu dolu hissedildiği bu güzel günlerde dikkatinizi, sizi sıkacak ve baskılayacak şeylerden sizi besleyecek herhangi başka bir şeye yöneltmek çok zor olmasa gerek.
İşin kritik noktası ise bunu bir egzersiz olarak yapmak gerekiyor. Nasıl ki bedendeki bir kası güçlendirmek için düzenli egzersiz yapmanız gerekiyor, beyninize de tüm bedenin sakin ve denge içinde çalışmasını koordine etmesi için pratik yaptırmak gerekiyor.
Bir deneyin ne kaybedersiniz! Ve kim bilir belki çok şey kazanırsınız?
Dikkatinizi neye odaklıyorsunuz?
Seçenekleriniz olduğunu fark edin ve seçim yapın!
...
...






