Güvende Değilim
Güvende Değilim
Korku beynimizin yapısal ve işlevsel süreçleri ile bütünleşik bir duygudur. Yani doğduğumuz andan itibaren vardır ve şükürler olsun ki böyle. Korkuyu alarm sistemi gibi düşünebilirsiniz. İçinde bulunduğumuz ortamdaki tehlike ve tehdit unsurlarına karşı bizi uyarır ki biz de etkin bir tepki geliştirebilelim ve güvenliğimizi koruyabilelim. Gerçek bir tehdit olduğunda bu süper bir sistem. Güvenliğimizi tehdit eden bir risk söz konusuysa korku devresi doğal olarak devreye girer ve bizi tehlikeye karşı uyarır.
Normal koşullar altında durumu gözden geçirip gerçek bir tehdit olup olmadığını saptayabiliriz. Örneğin sokakta yürüyorsunuz ve sizi yerinizden zıplatan ani ve yüksek bir ses duydunuz, bedeniniz tepki verir ve bu sesin nereden geldiğini araştırır. Bu sesin bir arabanın gaza basmasıyla geldiğini anladığınızda tehdit olmadığına kanaat getirir ve normal halinize geri dönersiniz. Güvenliğinizin tehdit edilmediğini biliyorsunuzdur. Ve eğer gerçekten tehdit edici bir şey ile, mesela silahlı bir kişi, karşı karşıya iseniz o zaman hayatta kalma modları olan saldır, kaç, don modlarından birine geçersiniz. Tehdit ortadan kalkınca ideal olarak olan biten hakkında konuşabilecek, durumu hazmedecek ve o durum ve an içinde güvende olmadığınızı bilmenize rağmen artık güvende olduğunuzu ve tehdidin artık var olmadığını idrak edebileceksiniz.
Korku tepki döngüsü normal ve hayatta kalmamız için çok önemli bir döngü olsa da bu döngü geri bildirim sarmalına takılı kalabilir ve tehlike ile bağlı kalabilir. Travma da böyle açıklanabilir. Travmatik olay meydana geldiğinde olay kişi için tam olarak deneyimlenemeyecek kadar yoğun olduğu için beyindeki bazı süreçler (yapılar) etkisizleşir ve beyin hayatta kalma moduna geçer. Bunun sonucunda travmatik olay herhangi başka bir olay gibi hafızaya kaydedilemez. Bunun yerine izole, parçalanmış ve donmuş bir şekilde kaydedilir. Bu kayıt hafızadaki diğer anılardan ve bilgilerden izole olduğu için, beyne ya da sinir sistemine bu kaydı hatırlatan herhangi bir şey ile kişi tetiklendiğinde, bu bilginin beyindeki mevcut diğer bilgilerle bağlantı kurabilmesi imkanı olmadığından sinir sistemi tehlike olduğu sonucuna varır. Ve sinir sistemi işinI çok iyi yapacak ve kişiyi tehlikeye karşı uyaracaktır, ortada herhangi bir tehlike yokken bile. Ve çok önemli bir nokta var ki o da, tüm bu süreçlerin bilinç dışı gerçekleşiyor olmasıdır. Kendimizi sinir sisteminin otomatik işleyen tepki süreçlerinin dışında kalmaya ikna edemeyiz.
Travma güvende hissetmemek demektir. Çünkü beynin bir kısmı geçmişte bir zaman içinde donmuştur ve güvende olduğunu bilmemektedir. Bu fizyolojik yapılanmayı öğrendiğinde, kişi için artık deli olmadığını ve sinir sisteminin sadece hayatta kalma amacına hizmet ettiğini anlamak müthiş bir rahatlama sağlamaktadır.
Bedende bilinç dışı işleyen bu dinamiği anlamak korku ve tehlike arasındaki bağı çözmede ilk adımdır.
...
...





