Header Information
Header Information
Sihrini Yaşa
Sihrini Yaşa

Blog

  • Ana Sayfa
  • Çocuğunla Güvenli Bağ Kurmak - Bölüm 1
Çocuğunla Güvenli Bağ Kurmak - Bölüm 1

Çocuğunla Güvenli Bağ Kurmak - Bölüm 1

Çocuğunla Güvenli Bağ Kurmak - Bölüm 1

Psikolojide esnek dayanıklılık diye bir terim vardır.


Yaşamın gelgitleri içinde duygular arasında dalgalanabilme yeteneğidir bu.


Duyguların iyisi kötüsü olmaz tabii ki.

Duygular bizi harekete geçiren (emotion - evoke motion) kimyasal süreçlerdir.


Ve yaşamda farklı eylemlerde bulunmamızı gerektiren farklı durumlarla karşılaştığımız için de duyguların her birine hayatla etkileşim içinde kalabilmek ve güvenliğimizi sağlamak adına ihtiyaç duyarız.


Yani öyle üstümüze giyeceğimiz elbiseyi seçer gibi seçemeyiz o gün ne duygu içinde olacağımızı.

Diğer yandan son yıllarda kendine duygusal manipülasyon uygulamak tuhaf bir şekilde yaygın ve popüler bir eğilim oldu; her zaman mutlu olmak zorundaymışız gibi bir baskı var hepimizin üzerimizde.


Olan öfke, üzüntü, utanç gibi duygulara oluyor; mümkünse ters yüz ediyor, bastırıyor, kaçınıp, örtüyoruz bunları.


Biz tetiklenen duyguların rehberliğinde onlardan aldığımız bilgiyle eylemlerimizi düzenlemeyip, ifade bulmalarını engelledikçe birikiyor da birikiyor yaşanamayan duygular, ve hastalık olarak yaşamak zorunda kalıyoruz en sonunda.


Bütün bunların ötesinde duygu yelpazeniz ne kadar dar ise yaşam deneyiminiz de o kadar kısıtlı; algı ve anlayışınız da bir o kadar güdük kalıyor.


Eğer küçük yaşlarda ağlamanın, kaygı duymanın, öfkelenmenin uygun olmadığı mesajını aldıysanız ya da duygular bedende başedemeyeceğiniz yoğunlukta rahatsız edici hislere neden oluyorsa, bilinçsiz olarak baskılıyor ya da farklı bir duyguyla dışarıya yansıtarak üstünü örtüyoruz.


Mesela kendimizi değersiz ve yetersiz hissettiğimizde yani utanç duyduğumuzda karşımızdakine öfkeyle bağırarak utancımızı saklamamız mümkün ya da korktuğumuzda hissetmemek için saatlerce facebook, TV gibi ekran türevlerine takılı kalabilir veya bir kase dondurma yemek isteyip de tüm kutuyu tüketirken bulabiliriz kendimizi.


Esnek dayanıklılığımız yoksa eğer ya da zayıfsa, duygular çok hızlı bir şekilde tetiklenerek fazlaca yoğunlaşabilir.


Haklı olarak bu yoğun deneyimle baş edebilmek (yani hayatla baş edebilmek) için farkında olmadan yöntemler geliştirmeye başlarız.

Bunlar 'ince iş' stratejilerdir ve ne siz bu stratejileri 'gerçekte olanı' yaşamak yerine idare etmek için yarattığınızı bilirsiniz; ne de diğeri bunu ayırt edebilir.


Peki nasıl esnek dayanıklılık ediniyoruz?


Bireyin esnek dayanıklılık becerisine sahip olması için ebeveynleriyle 'güvenli bağ' kurmuş olması şart.


Güvenli bağ kurmak için çocuğunuzla sözel iletişim kurabileceğiniz yılların gelmesini beklemeniz gerektiğini sanmayın sakın. Güvenli bağ kurma süreci doğumla birlikte başlıyor ve esasen sözel olmayan bir iletişim içinde gelişip olgunlaşıyor.


Ve esnek dayanıklılık da doğumla birlikte ebeveynle çocuk arasında güvenli bağın kurulmaya başladığı ilişki içinde gelişiyor.


Güvenli bağ için bebeğinizin farklı duygu durumlarına uyumlanmış ve uygun yanıtları verebiliyor olmanız onun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamanız kadar önemli.


Bebeğiniz kendisiyle duygusal bağ kurulmadığında stres yaşıyor. Evet doğru okudunuz, el kadar bebek ya da bacak kadar çocuk da stres yaşayabiliyor. Çocukları kendinden farklı ve hatta eksik bulan yetişkin zihniyetini köhne ve küstah bulyorum.


Bir çocuğun bilgeliği bir yaşlının deneyiminden yoksun fakat aynı berraklıktadır kanımca.


Peki bebeğinizin stres yaşaması ne anlama geliyor?


Stres zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi olumsuz yönde etkiliyor.


Çünkü nörolojik olarak stres beynin tehlikeye karşı uyarılmış olması demektir.


Beyin tehlike var algısıyla uyarılmışken bedende kalp atış hızından, nefes alışverişlere ve sindirime kadar, bir dolu çok önemli değişim olurken; bir de üstüne öğrenme becerimiz zayıflar.


Hem akademik olarak odaklanmak, hem de deneyimden öğrenmek 'yani hayattan ders almak' zordur.


Hmmm… Bu durumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite geliyor akla. Bu tanıyla etiketlenmiş onca çocuk aslında yoğun bir stres altında hissediyor oldukları için odaklanamıyor ya da yerinde duramıyorsa, bu çocukta bir sorun var demenin ve strese neden olan koşulları gözardı edip ilaca başvurmanın doğruluğunu iyi değerlendirmek gerek.


Nasıl güvenli bağ kuracağım?


Güvenli bağ kurmak bebeğinizin/çocuğunuzun duygusal dalgalanmalarını hissetmekle ve uygun yanıtı verebilmekle başlıyor.


Bunu nasıl yaparım diyorsanız önce kendi hislerinizle ve duygularınızla dalgalanabilmeniz, yani kendinizle bağ kurmanız şart!


Diğeri ile bağ kurmak, iki bedeninin sözel olmayan bir iletişim içinde birbirinin ayağına basmadan dans etmesi gibidir.


Müzik kendi bedeninizdeki ve diğerinin bedenindeki titreşimlerdir.


Bu titreşimleri hissetme becerisine sahip bir organizmayla doğuyoruz. Ve eğer şimdiye kadar hiç kullanmadıysak ve varlığından bile habersizsek endişelenmeyin çünkü ortadan kaybolan bir beceri değil bu.


Sadece yeniden öğrenmemiz ve pratik etmemiz gerekiyor.


Peki diyelim ki dans ettiginiz kişinin ayağına bastınız; yani ilişkinizde aradaki bağı, uyumu istemeden kırdınız. Bu olacak, bunu yüzde yüz engellemek mümkün değil ama çok önemli bir şey var ki o da kırılan bağı yeniden kurmak için adım atmak.


Güvenli bağ kurmanın olmazsa olmaz koşuludur gerektiğinde özür dileyip sorumluluk almak, bu çocuğunuz bile olsa ☺


Yani hata yapmak sorun değil, mesele yaptığınız hatayı tamir edip etmediğiniz.


Yazının ikinci bölümü: Güvenli Bağ Kurmanın Duygusal Regülasyonda Etkisi… Çok yakında.


Bebeğin annesiyle arasındaki duygusal uyumun etkisini araştırmak amacıyla yapılan “still face experiment” deneyi konunun önemini çok güzel ortaya koyuyor. Aşağıdaki linke tıklayarak izleyin mutlaka:

STILL FACE EXPERIMENT

...

...