Boşanma
Boşanma
Hepimiz mutlu olmak istiyoruz.
Mutluluğu kimimiz aşkta, kimimiz başarılı bir iş hayatında, kimimiz parada, kimimiz spiritüel deneyimde arıyoruz.
Bir yandan da güçlü bir toplumsal bilgiyle, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, mutluluğun en garantili yollarından birinin evlilik olduğuna inanıyoruz.
Aile kurmanın ömür boyu sevgi, dayanışma ve güven anlamına geldiği söyleniyor bize.
Böyle başlıyor evliliklerimiz, fakat yıllar içinde sevgi, anlayış, dayanışma, güven yerini sevgisizlik, mutsuzluk, çatışma ve güvensizliğe bırakabiliyor. Peki o zaman ne yapıyoruz, ne yapmalıyız?
Sevgiyi hissetmek ve çoğaltmak için evlenmiştik, yeni bir şeyin içinde buluyoruz kendimizi: sevgisiz bir evliliği sürdürmek ne demek?
Evlilik kararları, düğünler öncesinde sevgiden ve mutluluktan bahsetmeye bayılıyoruz ama imzalar atıldıktan sonra sanki sadakat, fedakarlık ve emek, sevgi ve mutluluğun önüne geçiyor.
Sevgisizlik başladığında kendimizi sevmek için zorlayamayız, kalplerimiz söz dinlemez çünkü, ama onun yerine sadık olmaya ve kendini feda etmeye zorlayabiliyoruz.
Boşanma çok zor, tüm taraflar için. Uzun bir ilişkiden, hayallerle güçlenmiş mutlu bir yaşam kurma ihtimalinden ayrılmak, hele de çocuk da varsa travmatik bir deneyim.
Bir de bu zorluğa, farkında olalım ya da olmayalım hepimizin içindeki toplumsal tavırla ateşlenen suçluluk, utanç ve başarısızlık hissi eklendiğinde özellikle de kadın için, bu sürecin içinden geçmek daha da zorlaşıyor ve etkileri çok daha uzun sürebiliyor.
Boşanmak isteyen bir çifte bunun mutluluk ve sevgi için atılmış cesur bir adım olduğu tavrıyla yaklaşmak ve sevginin var olamadığı bir ilişki içinde kendini feda etmek yerine yeniden başlamayı göze aldıkları için onları kutlamak toplumsal yargı ve şüpheciliğin yerine empatiyi koymak boşanmanın yaratacağı duygusal bedeli önemli ölçüde hafifletecektir.
Sevmek için kalplerinizi kandıramazsınız. Sevgisizlik ise acı ve daha fazla çatışmayı körükler.
Seviyorsanız bunu eyleme dökün. Cimri olmayın. Sevginizi aktif olarak yaşayın. Ama eğer sevmiyorsanız suçluluk, utanç ve başarısızlık hissinin toplumsal bir şartlanmadan geldiğini fark edin.
Unutmayın mutlu olmak için evlendiniz!
...
...






