Header Information
Header Information
Sihrini Yaşa
Sihrini Yaşa

Blog

  • Ana Sayfa
  • Bir Köyüm Bile Yok Nasıl Anne Olayım?
Bir Köyüm Bile Yok Nasıl Anne Olayım?

Bir Köyüm Bile Yok Nasıl Anne Olayım?

Bir Köyüm Bile Yok Nasıl Anne Olayım?

Özgürlükçü, Hayalperest ve Bir O Kadar da Gelenekselci Bir Annenin Hikayesi…

Şehirde doğup şehirde büyüyen ve, çocukluğu boyunca dilinde ‘orda bir köy var uzakta’ şarkısıyla hayallere dalıp giden o çocuk büyüdü, anne oldu ve sonunda o uzaktaki köyünü bulmak üzere yola çıkma cesareti ve kararlılığını yüreğinde keşfetti.

Tanıma onuru ve şansına sahip olamadığım ananemin ve dedelerimin hikayelerini hala anlattırırım güzel anneme. İçinde savaş, göç, fakirlik ve ağır toplumsal baskının bolca olduğu bu hikayeleri annem yüzünde etrafına mutluluk yayan ve dinleyenleri de gülümseten bir tebessümle anlatırken çoğunlukla dilinden dökülenler takas, üretim, şifacılık üzerine hikayeler olur ve zaman zaman dile gelen zorluktan, acıdan yana anılarının bile içinde  sevgi, dayanışma, bir topluluğa ait olmanın güvenini daha çok duyar ve hissedersiniz.  “Çok çektik kızım ama bir o kadar da birbirimizi sevdik ve kolladık hep”, der sevgili annem.

Bir topluluk hayal edin, herkesin birbirini tanıdığı ve hikayesini bildiği, mutluluğun, acının, ve gündelik hayatın zorluklarının paylaşıldığı, ihtiyacı olanların yardım ve destek bulduğu, çocukların sevilip kucaklandığı ve topluluğa yaşam bilgeliklerini aktaran yaşlıların genç nesiller tarafından bakılıp doyurulduğu…

Annemin anlattıklarını dinlerken gözümde canlananlar bunlar. Dedim ya kötülük, hastalık ve sıkıntıdan uzak gerçek dışı bir yaşam kurgusu peşinde değilim.

İyilik olduğu sürece kötülük de olacak, tıpkı yaşamın ölümden ayrıştırılamayan gerçeği gibi.

 

Ama biz insanların öngörülemez yaşam hikayelerimizde zor deneyimleri hazmetme ve gönül yaralarımızı iyileştirme yeteneğimiz ilişkilerimizde edindiğimiz güvende olma, sevilme, kabul edilme ve ait olma ihtiyaçlarımızın ne ölçüde karşılandığıyla birebir bağlantılı.

 

Romantik laflar ettiğimi düşünenlerinizin sesini duyar gibiyim. Yukarıda bahsettiğim topluluk yaşantısının benim bir idealim olmasının ötesinde bilimsel bir gerçekliği de var.

 

Sinirbilimciler insan organizmasının biyolojik olarak ait olmaya kodlanmış bir yapısı olduğundan bahsediyorlar. Beynimizin ana amacının bizi insanlık kabilesinin bir üyesi yapmak olduğunu ve aidiyetlik deneyiminden yoksun modern kültür ve gelişmiş modern devlet yapıları içinde yalnızlaşan, korkuları büyüyen ve giderek daha fazla donma modunda yaşamını sürdüren bizlerin ruhsal, fiziksel ve toplumsal sorunlarımızı çözmek istiyorsak şefkat ve dayanışmanın esas olduğu topluluklar yaratmamız gerektiğini belirtiyorlar.

 

Şefkatin, çeşitliliği ve farklılıkları kucaklayan birliktelik, ve dayanışmanın ana değerler olarak sahiplenildiği bir toplum yerine; yarış ve hırs duygusunun, tek başına ayakta durmanın yüceltilip desteklendiği ayrışmış bir toplumda anne olmakta zorlanıyorum.

 

Neden mi? İşte size uzayıp gidecek bir listenin en önde gelen başlıkları:

 

  • Çocuğuma gelişiminde ihtiyacı olan etkileşim ortamlarını bulmak ve yaratmak için çılgın gibi çabalıyor ve para harcıyorum.

 

  • Yeterli ve doğru olanın ne olduğu konusunda sürekli gelgitler yaşayarak normal ve doğal olanın ne olduğu ve nasıl hissettirdiğini unuttuğumu fark ediyorum.

 

  • Bağ kurma ihtiyacının sosyal medya üzerinden karşılanma çırpınışlarına tanık olurken ona doğal ve besleyici bir sosyal ortam sunamıyor olmaktan dolayı yetersizlik hissediyorum.

 

  • Çalışan bir anne olarak abartılan milyonlarca sorumluluğun arasında suçluluk duygusunu bol bol deneyimliyorum; az çalışmak, çok çalışmak, çocuğuna yeterli vakit ayırmamak, vakit ayırdığında isteksiz olmak, çok uzun ekran vakti vermek, yaşanamadan biriktirilen hüzün ve üzüntüler güvende hissettiği, kendi olabildiği (umuyor ve varsayıyoruz) muhtemelen tek ortam olan evde agresif davranışlar olarak çıktığında alan tutmak, tutamak…

 

Etrafımız insanlarla çevrili olsa da varlığımızın görüldüğünü ve yalnız olmadığımızı hissettiğimiz söylenebilir mi?

 

Bağımsız olmamız gerektiğine inanıyor ve diğerlerinin varlığına olan ihtiyacımızdan utanıyorken değerlerimize dayanan kararlar ve davranışlar içinde olmaktan çok, karşılanamayan en derin ihtiyaçlarımızı yansıtan eylemler içinde buluyoruz kendimizi çoğu zaman.

 

Bütün bu yetersizlik, suçluluk duygularımıza rağmen ayrışmış, yargılayıcı ve baskıcı bir toplumda anne olmaya çalışan biz kadınları kahraman ilan ediyorum!

 

Bizi sürekli olarak daha fazla çabalamaya, daha fazlasını yapmaya iten yetersizlik ve suçluluk duyguları bizi başarısız biri değil ama kahraman yapar. Nereden geldiğini bilmediğimiz bir bilgeliğin rehberliğinde çocuğumuzun yaşamda kalma becerileri dışında mutlu ve hayattan keyif alabilen bir insan olabilmesi için ihtiyacı olduğuna inandığımız koşulları tek başımıza yaratma çabası içinde olduğumuz için hepimiz birer kahramanız.

 

Anne olmaya çalışırken zorlanmalarımızın nedeni yetersiz olmamız değil ama içinde yaşadığımız toplumsal yapının bir insanın gelişimini destekleyici koşullara sahip olmamasıdır.

 

Gittikçe yoğunlaşan bir çalışma hayatı ve artan seyahatlerle daha da zorlaşan anneliğimi iyi yönde destekleyeceğine inandığım ve yakın zamanda yazdığım ‘kendine tavsiyeler listemi’ sizinle paylaşmak istiyorum.

 

  • Sürekli olarak diğerlerine öncelik verme eğiliminde olmak yerine kendi ihtiyaçlarınıza sahip çıkmayı deneyin. Bu hem bireysel hem de kolektif gelişimimizi destekleyecek bir şey, bencillik değil.

 

  • Bağ kurmanın önemini keşfedin. Kırılgan olmaktan çekinmeyin ve eksiklerinizi ve/veya fazlalarınızı olduğu gibi yaşayabileceğiniz ilişkilere yer açın hayatınızda.

 

  • Güçlü yanlarınıza sahip çıkın. Yaşam sevinci ve enerjinizi artıran şeyler neler? Bunu destekleyen ortam ve kişilere zaman ayırın ki hem ilham olduğunuz hem de ilham aldığınız topluluklar kurabilin diğerleriyle.

 

  • Kendinize, özünüze yönelik şefkat ve sevgiyi nasıl güçlendireceğinizi öğrenin ve bu yöndeki pratikleri gündelik yaşamınıza dahil edin.

 

  • Tüm insanlığın huzuruna ve barışına hizmet edecek yeni yollar, yeni yaşamlar hayal edin.

 

  • Ve bütün bunları uygulayabileceğiniz, destek alıp destek vereceğiniz, cesaret bulacağınız gruplara; dans, yoga, kitap okuma, yürüyüş, bisiklet vb. dahil olun.

 

Anne olmayı zorlaştıran toplumsal koşulları değiştirmeye kendi alanımızda değişiklikler yaparak başlayabiliriz. Çocuklarımızın en derinde etkilendiği ve kendine yaşamı boyunca model aldığı kişi annesi.

Eğer kişisel yolculuğumuzun rotasını birliğe, sevgiye ve dayanışmaya giden yöne çevirirsek, hem anne olmanın hem de çocuk olmanın her şeye rağmen daha kolay ve daha keyifli olacağına canı gönülden inanıyorum.

...

...